Makyaj Rutinimi Değiştiren 4 Fırça

27 Şubat 2015 Cuma


Fırçasız makyaj yaptığınız günleri hatırlıyor musunuz? Ya da allığı şerit şeklinde sürmenize neden olan allık kutusundan çıkan bedava fırçaları... Ne zaman ki fırçaların da kullandığım ürünler kadar önemli olduğunu anladım, işte o zaman daha adam akıllı makyaj yapmaya başladım. Bu yüzden bugün sizinle makyaj yapma rutinimi değiştiren 4 fırçayı anlatmak, hem de öncelikle hangi fırçayı alsam arayışında olanlara fikir vermek istedim.

  1. Real Techniques Expert Face Brush: Son iki senedir fondöten kullanmıyorum, onun yerine sadece gerekli yerlere kapatıcı sürüyorum, çok sorunlu bir yüzüm olmadığı için de bu yetiyor. Bu fırçayı da yüzümde ya da elimle iyi dağıtamamışsam göz altımda kapatıcıyı dağıtırken kullanıyorum. Hiçbir şekilde iz yapmıyor, hem de ürünün yoğunluğunu ve kapatıcılığını kaybetmeden uygulama sağlıyor.
  2. Real Techniques Blush Brush: İşte bu fırça sizi palyaçoya çevirmeden allık sürmenizi sağlayacak olandır. Yüzeyi çok geniş gibi görünse de konik şeklindeki kesimi çok rahat bir uygulama sağlıyor. Fırçayı allığın üstünde silindir şeklinde döndürüp, fazlasını silkeleyip, uyguladığınızda allığınızı gayet eşit ve şeritsiz dağıtmış oluyorsunuz. Eli korkak olanlara ve allığı fazla kaçıranlara şiddetle öneriyorum.
  3. Real Techniques Base Shadow Brush: Bu fırça Starter Set'in içinden çıkıyor, hatta tüm set içinde en çok kullandığım fırça bu. Gözün dış kısmından çukur bölgesine renk geçişini kolaylaştıran, dağıtma işlemini hakkıyla yaptığı yetmiyormuş gibi hala bir Mac 217 almayışımın sebebidir kendisi. Setten bağımsız ayrı satılsaydı birkaç tane alabilirdim, sonuçta temiz blending brush hep lazım.
  4. The Balm Crease Love & Happiness Brush: Gratis indiriminden alınabilecek en mantıklı şeylerden birisi bu fırça, ben de indirimdeyken almıştım. Çift taraflı olması da cabası, bir taşla iki kuş. Düz olan kısmıyla göz pınarınızı aydınlatabilir, göz altına far dağıtabilirsiniz. Benim için asıl önemli kısmı olan karıştırma fırçası tarafı da göz çukurunda harika iş görüyor. Göz makyajı yapmaya yeni başladıysanız ilk %40-50 indirim zamanında alın.
Bu yazıyı aslında hem her gün kullandığım fırçaları göstermek hem de ilk kez fırça alacaklara tavsiye vermek adına yazdım. Ne yazık ki ülkemizde hem makul fiyatlı hem de kaliteli fırça bulmak zor, üstüne üstlük herkesin yurt dışından sipariş verecek imkanı da yok.

Sizin en sık kullandığınız fırçalar hangileri, ya da para verip çok memnun kaldığınız onsuz yapamam dediğiniz var mı? Ben de bir wishlist hazırlamayı planlıyorum, bana da ilham vermiş olursunuz böylece :)

 Mine facebook / twitter / instagram

Minik Kolyelere Nasıl Bağımlı Oldum?

25 Şubat 2015 Çarşamba


Hayatımın hiçbir döneminde takıp takıştıran biri olmadım, aksesuar kullanmak gibi bir huyum da yoktu. Zaten sabah gözümün zor açıyorum bir de #armparty ile mi uğraşıcam? Hatta geçen senelerde moda olan statement kolyeleri herkes takarken, ben de alayım deneyeyim dedim, ama ne yazık ki sadece aldığımla kaldım. Aldığım bu kadar kolye de kız kardeşime devroldu tabi.

Son zamanlarda zevkimin oturmasıyla takı konusunda da daha kararlı alışveriş yapmaya başladım. Öncelikle gümüş renginin bana yakışmadığını fark edip, altın ya da bakır rengine yöneldim. İnstagramda gezinirken de aslında boynumda varlığıyla yokluğu belli olmayan minimalist kolyeleri sevdiğimi fark ettim. Tek sorun istediğim gibi kolye bulmaktı. Her ne kadar H&M'in kıyafetlerini çok kaliteli bulmasam da aksesuarlarına diyecek lafım yok. Şu zamana kadar her aradığımı buldum ve severek kullandım. İşte bu kolyeler için de gittiğim ilk yer orası oldu, Siz de bu kolyelerin benzerlerini buradan ve buradan bulabilirsiniz. El yapımı ürünler satan mağazaların olduğu estyde de gözümün kaldığı birkaç model var.

Hatta olayı bir üst seviyeye taşıyarak, kolyeleri hizalandırıp üst üste takmak da yeni uğraşım oldu. Zamanla koleksiyonumu genişletmeyi planlıyorum ;)

(Eğer sağdaki resimde neden farın yanaklarıma dağıldığını merak ediyorsanız bu yazımı henüz okumamışsınız demektir. Cuma günü sizinle makyaj rutinimi değiştiren 4 fırçayı paylaşıcam, o zamana kadar görüşmek üzere!)

Mine facebook / twitter / instagram

Kırmızı Elbise İçin Makyaj

23 Şubat 2015 Pazartesi


Kırmızı, giymesi insanı en çok korkutan renklerden biri. Özellikle çiğ duran teninize yakışmayan bir tonu sizi olduğunuzdan yaşlı gösterebilir. Bu elbiseyi aldığımda hemen youtubeda kırmızı elbise makyajları aradım, ne yazık ki siyah elbise için yapılan örnek makyajlar daha fazlaydı. Ben de çıkan sonuçları derleyip yukarıdaki makyajı yaptım, sonuç tam istediğim gibi oldu.

Bu makyajın temel amacı dikkati sizden ve elbiseden çekmemek, doğal olan hatlarınızı öne çıkartmak. Bu yüzden gözlerde soğuk kahve tonlarını kullandım (essence ove the taupe paleti), ve yine kahverengi bir göz kalemini eyeliner olarak kullandım. Elbisenizin tonuna göre allığın tonu da ayarlanabilir ben şeftali rengi bir allığı hafifçe geçtim (Pastel pretty cheeks 17 numara). Eğer "iddialı makyaj yapmayı severim kırmızı elbiseye de kırmızı ruj sürerim" diyenlerdenseniz hiç durmayın, ama benim kişisel tercihim elbise zaten yeterince dikkat çektiği için daha soft renklerden yana. Bu yüzden Rimmel London Apocalips serisinden Celestial rengini kullandım.

Bu elbiseyle yaptığım kombinin yazısını burada bulabilirsiniz. (Bu arada bir sonraki yazım burada taktığım kolyelerimle ilgili, çarşamba görüşmek üzere!)

Mine facebook / twitter / instagram


Bu Kış İçin 3 Lipbalm

20 Şubat 2015 Cuma


Bu hafta kar yağışının ülkeyi esir alması tüm yurt genelinde dudakları çatlattı!

Lipbalm denen şeyden baklentim yapış yapış olmaması ve dudağı nemlendiriyormuş gibi görünüp aslında daha da kurutmaya yol açmaması(ki aslında böyle lipbalmlar gerçekten var) Bu kadar senelik profesyonel lipbalm kullanıcısı olarak test edip onayladığım 3 tanesini sizin için inceliyorum, üçünün de ortak özelliği içeriklerinin diğerlerine göre nispeten daha az zararlı olması.

Burt's Bees Honey Lipbalm: Balın antibakteriyel özelliği olduğu için özellikle bu serisini tercih ediyorum. Kimine göre ağır gelen bal kokusu benim için o kadar dert değil, hatta seviyorum bu ağır kokuyu ben. Çantada taşımak için ideal. %100 doğal bir ürün, ana maddesi bal mumu. Dudakta hafif de olsa parlak bir bitiş bırakması nedeniyle mat rujlardan önce kullanımı zor. Gün içinde rujumu tazelemeden önce ya da aklıma estiğinde sürüyorum.

Bioderma Atoderm Restorative Lipbalm: Bunu geçen sene Roaccutane tedavim sırasında doktorum önermişti. Uzun süre sabah akşam kullandım. Günlük bir lipbalmdan ziyade daha çok tedaviye yönelik bir ürün olduğu için yapısı jöle kıvamında ve oldukça yoğun, rujunuzun altına kullanmanız çok zor. Nemlendirmesi mükemmel, ama dudakta yapış yapış bir his bırakıyor, iyi geldiğini bildiğim için bu katlanılabilir bir özellik bence. Hala bazen gece yatmadan önce tedavi amaçlı kullanıyorum, ama elim eskisi kadar sık gitmiyor.

Nuxe Reve De Miel Lipbalm: En sevdiğimi en sona sakladım. Normalde çok pahalı bir ürün olmasına rağmen bir sitede 15 liraya bulunca fırsatı kaçırmadan almak istedim. Portakal kokusu ağır basan bir ürün. En önemli özelliği parlak bitişli olmaması yani mat rujların altına çok rahat kullanabilrsiniz. Hem gece hem gündüz kullanımına uygun ama kavanozda olduğu için ben sadece evde makyaj yapmaya başlamadan ya da yatmadan önce sürüyorum. dışarıdayken sürekli mikrop bulaşması ihtimaline karşı çantamda gezdirmiyorum. Zaten tek dezavantajı kavanozda olması, onun dışında nemlendirmesi mükemmel. Bir de 20. yıla özel renkli kaplar üretmişler her biri ayrı şirinlikte.

Ben bu kışı bunlar sayesinde atlatıyorum. Sizin bu kış kurtarıcınız olan bir lipbalm var mıydı?

 Mine facebook / twitter / instagram

Blogging 101:Blog Yazmaya Nasıl Başlarsınız? Hangi Blog Platformu Size Daha Uygun?

18 Şubat 2015 Çarşamba


blogging

 Blogging 101 serisinin yeni yazısıyla karşınızdayım. Bu seri 3.5 senedir içinde olduğum blog dünyası, kendi deneyimlerim ve naçizane tavsiyelerimden oluşacak. Eğer yazmamı istediğiniz bir konu varsa yorum olarak yazmayı unutmayın! (Bir önceki yazı burada)

Blogging 101 serisinde bugünkü konumuz nasıl blog açabilirsiniz ve hangi platform size daha uygun. Kendim tumblr ve blogger kullanıyorum, ama wordpress kullanmaya çalışmışlığım da var. Ayrıca sizinle wordpress'in self hosted versiyonu ve yeni yeni yayılmaya başlayan squarespace hakkında da bildiklerimi anlatmaya çalışıcam. Amacım blog yazmaya nereden başlayacağına karar veremeyenleri biraz olsun aydınlatmak.

Öncelikle şu an kullandığım blogger'dan başlayalım. Elinizde bulunan bir gmail hesabınızla çok rahat Blogger hesabı açabilirsiniz. Blogger'ın kullanıcı arayüzü wordpress'e nazaran daha kolay. Kendinize bir kullanıcı adı ve url seçiyorsunuz ve bunu .blogspot uzantısıyla kullanabiliyorsunuz. Benim önerim eğer isminizi kullanmak istemiyorsanız, çok kısa ve akılda kalıcı bir url seçmeniz. Domain alıp .com'a çevirebilir, ya da blogunuza istediğiniz temayı satın alıp daha profesyonel bir görünüm elde edebilrsiniz.(Bunlara daha ileriki yazılarımda değineceğim) Blogger bir google yan ürünü olduğu için SEO ile ayrıca çok uğraşmanıza da gerek kalmıyor. Yeni başlayacak ve hobi olarak blog yazacaklara wordpress'ten önce blogger'a bakmalarını öneririm.

Tumblr: En memnun kaldığım ikinci blog platformudur kendisi. Aslında blogger gibi geniş geniş değil de daha kısa yani microblogging yapacaksanız ya da fotoblog istiyorsanız yönelmeniz gereken bir seçenek. Sadece kendi yazı, resim ya da müziklerinizi değil başkalarınınkini de paylaşmaya olanak sağlayan "reblog" sistemi tumblrda daha popüler. Eğer html öğrenmek, kod kurcalamak istiyorsanız tumblr çok güzel bir platform, bloggerın aksine  bedava seçenekler daha bol olduğundan istediğiniz temaları seçip dilediğiniz gibi üzerinde oynayabiliyorsunuz, ben de html hakkında tumblr sayesinde çok şey öğrendim. Fakat tumblr kullanıcı yaş aralığı bi hayli düşük (11-20) ve orada kalmamın artık bana bir getirisi olmamasından dolayı son 1.5 senedir aktif olarak kullanmıyorum. Tumblrı yeni başlayan, bloga vakit ayıramam diyen daha küçük yaş grubuna kesinlikle öneririrm.

Wordpress.com&Wordpress.org: Klasik wordpress'in sistemi bloggera az çok benziyor. Yine herhangi bir mail hesabınızla wordpress.com uzantılı bir blog açabiliyorsunuz, bazı plug-in'ler yükleyip SEO da ayarlayabiliyorsunuz. Ayrıca wordpress.com eğer isterseniz yıllık belli bir ücret ödeyerek bir üst seviye depolama alanı veren bir imkan sunuyor. Wordpress'in bir de daha üst düzey-profesyonel blog ya da web sitesi kurmak isteyenler için sağladığı wordpress.org sistemi var. Ticari bir site düşünmüyorsanız ve sitenizin günlük tıklanma oranı aşırı aşırı yüksek değilse ilk adımda wordpress.org'dan başlamanıza gerek yok. Eğer ki böyle bir karar verdiniz, kendiniz uğraşmaktansa(çünkü çok emek ve bilgi gerektiren bir süreç) profesyonel ve wordpress'e hakim bir kişiden yardım almanız daha mantıklı olacaktır.

Squarespace: Bütün bu blog hosting platformlarının en yenisi squarespace. Sistemin kendisi ücretli ama karar vermeden önce size 14 günlük ücretsiz deneme süresi sunuyor, buna göre memnun kalırsanız kullanım amacınıza göre aylık ödeme planıyla hesabınızı aktif hale getiriyorsunuz. Domaininiz yoksa size ücretsiz domain, e-ticaret yapmak istiyorsanız ürün satmak için alan sağlıyor, şık bir web dizaynı sunuyorlar. Müşteri hizmetleri kaliteli, ancak SEO konusunda bir adım geride kalabiliyor Squarespace. Eğer ileride blogger bana yetmezse benim de kullanabileceğim bir hizmet.

Blog yazmaya başlamanın en zor süreçlerinden biri platform seçmek, umarım verdiğim kısa bilgiler biraz olsun kafa karışıklığınızı gidermeye yardımcı olmuştur.

 Mine facebook / twitter / instagram

 

Kiehl's Creamy Eye Treatment

16 Şubat 2015 Pazartesi



30 yaşına gelmeden göz kremi kullanmak mı? Daha genç değil misin canım sen? dedi kendini bilmez arkadaş, fakat 25 olmama az kaldığını fark etmemişti....

Daha önce La Roche Posay göz kremini yazmıştım, o zaman henüz Nars kapatıcımı kullanmaya başlamamıştım, bilen bilir Nars'ın kapatıcısı göz altını aşırı kuru göstermesiyle meşhurdur ve bir süre sonra La roche posay bana yetmemeye başladı. Sanki göz altlarım pul pul oluyordu, ama kapatıcının rengi göz altıma o kadar uymuştu ki vazgeçemedim. Sonunda pek çok arkadaşımın nem vermesini övdüğü Kiehl's avokadolu göz kremini denemeye karar verdim.

Sakın "küçük kapta bu bana hayatta yetmez" demeyin, çok bereketli bir ürün. Yapısı kalın gözükmesine rağmen parmağınzla ısıtıp göz altlarınıza dağıtırken yumuşayıp daha sıvı bir kıvama geliyor. İçindeki avokado yağının nemlendirme özelliği zaten malum, ama yoğun olduğu için sadece akşam kullanırım düşüncesinde olmayın, gündüz kullanımına da gayet uygun. Ben gündüz sürdüğümde üzerine kapatıcımı geçmeden önce en az 10 dakika mutlaka bekliyorum. Kapatıcının verdiği kuruluk hissiyle ancak böyle başa çıkabildim. Akşam ise işten gelir gelmez makyajımı çıkarttığımda sürüyorum (bu arada bazı akşamlar eğer gözlerim çok yorgunsa la roche posay'i kullanıyorum). Bu kadar yoğun nem veren bir ürün olmasına rağmen göz altımda yağ butoncuğu da oluşturmadı.

Göz altı kapatıcısının bir türlü oturnanasından, ya da pul görünümünden şikayetçiyseniz denemenizi öneririm. Morlukları geçiren göz kremi icat edilene kadar ben de beklemedeyim.

Mine facebook / twitter / instagram

#ValentineWeek: What Guys Really Think

13 Şubat 2015 Cuma


#ValentineWeek'e hoşgeldiniz, bu hafta 5 gün boyunca Sevgililer Günü temalı yazılarımı okuycakasınız!

Sırf sizin için, bilimsel amaçlar uğruna arkadaşım Taygun'u köşeye sıkıştırıp soru yağmuruna tuttum, Kısacık sohbetimizden not aldıklarımı sizinle paylaışcam. Öğrendiklerim sizi şaşırtır mı orasına da siz karar verin.

Kadınların moda anlayışları hakkında 
Bakın benim şaşırdığım kısımlardan biri insanın vücuduna göre giyinmesinden bahsetmesi oldu, çünkü yüksek bel ve ispanyol paça pantolonları biz ne kadar sevip moda diye giysek de meğer işin aslı öyle değilmiş. Proporsiyonumuzu daha garip gösterdiğini söyledi mesela. Ayrıca bir geyikli tayt konusu var ki o konuya hiç değinmiyorum, o hepimizin kanayan yarası.Taygun'la konuşurken, söylediği bişey çok dikkatimi çekti, artık insanlar tek düze giyinmeye başladı ve cinsiyet sınırları kalmadı, kadınlar daha maskülenleşmeye erkekler de feminenleşmeye başladı dedi. (Bu konuda sizin de görüşlerinize da ihtiyacım var, siz de böyle düşünüyor musunuz?)

Erkekler kadınların makyajına dikkat eder mi? 
-Spoiler-
Etmiyolar
-Spoiler-
Ama bakımlı olduğunu anlamak açısından az da olsa fark ediyorlarmış. Bir de "bir kadının makyajı ve kıyafeti ruh hali hakkında ipucu verir" diyerek bir alkışı hak etti. (Beyler o kadar da odun değilmişsiniz yaa hakkınız yenmiş bu zamana kadar) Burda durup bir de yaşına göre makyaj yapmanın öneminden de konuştuk, güzel oldu.
İşte bu kısımda Shaanxo, Huda Kattan ve Lisa Eldridge'in makyaj videolarını izlettim(tabii ki de ileri sararak :P) Benim de ilk tercihim olan Lisa Eldridge'in mayajını beğendi. Şimdi önemli kısma geliyoruz; eğer Shaanxo ve Huda Kattan'ı daha önce izlediyseniz onların daha gösterişli makyaj yaptıklarını biliyorsunuzdur. Taygun bu durumu onların makyajlarını eleştirmek yerine, aslında hitap ettikleri kitlenin alıcısına ulaşmaya çalışmalarıyla bağdaştırdı, sonuçta herkes çevresel faktörler ve maddi imkanlarına göre makyaj yapıyor.

Zamanını yeterince gasp ettiğim yetmiyormuş gibi, bi de sorularıma cevap verdiği için Taygun'a tekrar teşekkür ediyorum.

Bu haftayı da böylece sonlandırıyorum, 14 Şubat'ta hiç ummadığınız çiftlerin rekor kırması dileğiyle....

Mine facebook / twitter / instagram

#ValentineWeek: Ultimate GirlPower Songs

12 Şubat 2015 Perşembe


#ValentineWeek'e hoşgeldiniz, bu hafta 5 gün boyunca Sevgililer Günü temalı yazılarımı okuycakasınız!

Yazmayı en sevdiğim yazılar itiraf etmem gerekirse playlistler. Bu hafta da bi tane eklemesem çatlardım. Umarım kulaklıklarınız yakında bir yerlerdedir; çünkü Pazartesi günkü yazının devamı olarak, sinirlendiğinizde açıp açıp dinleyin diye içinde bolca Beyoncé olan bir liste hazırladım. Yalnız dikkatli dinleyin sonunda aşırı özgüven ve enerji patlaması yapıyor benden söylemesi.
 Eğer hızınızı alamazsanız geçen hafta yayınladığım listeye de göz atmayı unutmatın!

Mine facebook / twitter / instagram

#ValentineWeek:Crazy ExGirlfriend Makeup - Inspired By Taylor Swift

11 Şubat 2015 Çarşamba



#ValentineWeek'e hoşgeldiniz, bu hafta 5 gün boyunca Sevgililer Günü temalı yazılarımı okuycakasınız!

Herkes sevgililer günü için pembe farlarıyla soft ve natürel makyajları paylaşadursun, ben size Taylor Swift'in Blank Space klibinde sevgilisine çılgın attığı makyaja benzer bişey yapmak istedim.

İlk olarak kapatıcımı ve far bazımı sürdüm, kaşlarıma şekil verdim. Sonra ten rengi bir farla tüm göz kapağımı sabitledim. Göz çukuruna Essence'in over the taupe dörtlüsünün içindeki açık gri-kahve rengini uyguladım, burda önemli olan soğuk bir kahve kullanmış olmanız çünkü Taylor'ın göz makyajında hiç sıcak bir renk yok. Son olarak da gözümün dış köşelerine Balm Jovi paletindeki koyu lacivert The Stroke rengini azar azar dağıtarak buğulu bir görüntü elde ettim. Nasıl olsa dağıtacağım için jel eyelinerı ince geçtim, hatta mükemmel olmasına gerek yok, çünkü amaç dağılmış bir görünüm elde etmek.


Göz makyajını tekrar bozmadan önce allığı uyguladım (Pastel Pretty Cheeks-17 numara). Göz altıma da önce kullandığım aynı lacivert rengi dağıttım.
Ve en majestik kısma geldik göz yaşlarını fake atmaya! Kolay dağılan, yumuşak yapılı bir göz kalemiyle gözümün istediğim kısımlarına çizgiler çektim, sonra dağıtma fırçasıyla lacivert rengi çizgiler üstünde dağıttım, düz bir fırçayı suya batırarak da bu çizgileri buğulandırdım.


Dudaklarımı makyajın başında Nuxe Reve de Miel ile nemendirmiştim, son olarak elimde içinde pembelik olmayan gerçek kırmızıya yakın tek ürün Rimmel London'ın 21 numaralı Red Dynamite kalemi olduğu için, dudaklarımı doldurup üzerine parlatıcı geçtim.

Makyajın orijinal ve son hali
Ben yaparken çok eğlendim hatta acaba elime bıçak da mı alsaydım diye düşündüm :) Umarım siz de biraz olsun gülmüşsünüzdür :)



Fotoğraflar: Taygun Özbıçakçı
Mine facebook / twitter / instagram

#ValentineWeek: Little Red Dress

10 Şubat 2015 Salı


-Bu kostümünle nereye gidiyosun Mine?
+Şimdi bi eski sevgilim varmış Öykü hanım, ben ondan intikam alıcakmışım, işte intikam almaya giderken de bu kıyafetimi giyiyormuşum. 
-'^%^+&?

 #ValentineWeek'e hoşgeldiniz, bu hafta 5 gün boyunca Sevgililer Günü temalı yazılarımı okuycakasınız!

Yine son dakikaya bıraktığım bir düğün alışverişi sırasında buldum bu elbiseyi (bazen yumutanın kapıya dayanması işe yarıyor) Eğer alışverişe tek başıma çıksaydım rengi bu kadar iddiali bir elbise almazdım, ama arkadaşım zorla elime tutuşturunca denemeden geçemedim. Bazen insanın rahatlık alanından çıkması da gerekiyormuş. Elbisenin olgun havasını deri ceketle kırmaya çalıştım, zaten havalar ısınsın da ceketi dolaptan çıkarayım diye dört gözle bekliyorum!

Elbise:Zara
Ceket:Defacto
Ayakkabı:Nine West





Fotoğraflar: Taygun Özbıçakçı

Mine facebook / twitter / instagram

Let's Start #ValentineWeek: Life Goals

9 Şubat 2015 Pazartesi

#ValentineWeek'e hoşgeldiniz, bu hafta 5 gün boyunca Sevgililer Günü temalı yazılarımı okuycakasınız!

Bu sene kendim hakkında öğrendiğim temel şeylerden biri de kendini sevmenin önemiydi. Uzun yıllardır kendimle barışık olmayan ben, bir ilişki içine girdiğimde karakterimin nasıl değiştiğini fark ettiğim anda aslında kendimi ne kadar az sevdiğimi fark ettim.

Kendinle barışık olmak ya da kendini sevebilmeyi öğrenmek zor kazanılan bir yetenek. Yetenek diyorum, çünkü herkes başaramıyor. Şimdi siz bunun sevgilliler günüyle ne alakası var diyeceksiniz. Hemen söyleyeyim, önce kendine yetebilen, kendiyle sorunlarını halletmiş, yani kendi kendisinin sevgilisi olabilmiş insanlar genel olarak insan ilişkilerinde bir adım önde oluyor. Düşünün; siz karşınızda sürekli ilgi isteyen, en ufak şeyde kendi çabalamadan sizin yardımınzı bekleyen birisiyle mutlu olabilir misiniz?

Ben hala kendimi sevmeyi öğrenmeye, kendi kafamdaki ideal Mine'ye ulaşmaya çalışıyorum. Yeni şeyler denemekten korksam da sırf kendimi kendime ispatlamak için harekete geçiyorum. Bana "benim senin kadar medeni cesaretim yok" diyen insanların bilmediği şey ise benim de en az onlar kadar korktuğum. Fakat benim farklı yaptığım şey "insanlar ne der" düşüncesini kulak arkası edebilmiş olmam. Bugün sizden istediğim şey, çok korktuğunuz ya da hep çekindiğiniz bir şey yapmanız. Bu; uzunca bekleyen hiç atmadığınız o mail, çekindiğiniz telefon konuşması, denemekten korktuğunuz saç modeli, onlar benimle arkadaş olmazlar diyip selam vermediğiniz insanlar, ya da tek başına binmekten korktuğunuz otobüs olabilir. Yaptığınızda bana haber verin, inanın çok rahatlamış hissedeksiniz.

My Travel Makeup & A Special Announcement!!!

6 Şubat 2015 Cuma


Geçen hafta seyahatte yanıma aldığım cilt bakım ürünlerini yazmıştım. Sıra makyaj malzemelerine geldi. (Yazının sonunda gelecek hafta için ufak bir de duyurum var!!!)

Göz makyajı için hep kullandığım Maybelline Color Tattoo'ların on and on bronze rengini, Wet&Wild'ın comfort zone ve silent treatment paletlerini aldım. Açıkçası aldığım diğer farları pek de kullanmadım bunda elim bir fara gitmeye başlayınca onu bıkana kadar kullanma huyumun etkisi büyük. Eminin hepimizin başına geliyordur.

Beni instagramdan takip ediyorsanız Nars Satin Lip Pencil'ın Yu rengini ve Audacious serisinin Grace rengini ne kadar sık kullandığımı çoktan görmüşsünüzdür. Bu sene benim için parasını en çok hak eden ürünlerden ikisiydi bunlar. Aynı zamanda büyük bir azimle bitirmeye çalıştığım ve Müge'nin de kullandığı, Maybelline Color Sensational rujlardan Coral Tonic'i de attım çantaya. Diğerleri de Emily'nin gül kurusuna yakın iki kalemi, yanıma doğal tonlarda ruj almakla uğraşmak yerine bunları almıştım.

Son olarak da fazla fırça göz çıkartmaz mantığıyla, Eco Tools'un allık, pudra ve far fırçalarını, Real Techniques'in expert face ve göz fırçası serisindeki karıştırma fırçasını, Balm'dan Crease, love, happiness'ı aldım. Diğer fırçalar ise öyle belli markası olmayan fırçalar.

Şimdi siz niye hiç fondöten ya da kapatıcı göstermediğimi merak ediyor olabilirsiniz, bunun sebebi kapatıcı olarak sadece göz altlarıma Nars Creamy Radiant Concealer'ın honey rengini kullanmam, tek tek fotoğraflamadım ne yazık ki, ama instagramda paylaşmıştım ordan bakabilirsiniz, hatta daha detaylı yazısı da gelecek. Yüzüm içinse Balm'ın Time Balm kapatıcısı kullanıyorum ama o kadar memnun değilim.

VE SIRA GELDİ DUYURUYA!!! 

Gelecek hafta Sevgililer Günü şerefine bloga 3 değil 5 yazı gelecek. Hafta içi her gün sabah saat tam 09:00'da yeni yazı yayında olacak! Beni azıcık tanıdıysanız bunun normal bir sevgililer günü zırıltısı olmayacağını da tahmin etmişsinizdir heralde ;) Pazartesi görüşmek üzere!

Mine facebook / twitter / instagram

My Current Playlist

4 Şubat 2015 Çarşamba


Üniversiteden kalan alışkanlıklarımdan biri de yolda müzik dinlemek. Sabah işe giderken, yolda ya da akşam dönerken kulaklığım hep kulağımdadır. Müzik bir yandan sanki film soundtrackleri gibi aktığı için, içinde bulunduğum duygu durumunu da etkiliyor bu. Hatta yolda tanıdığım birisiyle karşılaşmayı sırf müzik dinlememe engel oluyor diye hiç sevmiyorum (eğer ille konuşmam gerekirse tek kulaklığımı çıkarıyorum), yabani olabilirim evet. Playlistimi de ara ara değiştiriyorum ki tek bir moda takılıp kalmayayım, eğer kulaklığınızı da taktıysanız birer birer sağ tıklamaya başlayın!



Single Girl's Fridge Problem

2 Şubat 2015 Pazartesi


En son yemekle ilgili yazdığımda size hastalıklarımdan bahsetmiştim ve özellikle tek yaşadığım için
de yemek yapma motivasyonumun olmadığından dem vurmuştum. Ve yine 2 ay önce düşük kan değerlerim yüzünden hastenelik olduğumdan beri kendimi yemek yapmaya alıştırmaya çalışıyorum. Ufak da olsa bir düzen oturttum. Artık daha çok ev yemeği yiyorum ve siz de benim gibi "uff yemek yapmakla ne uğraşıcam zaten işten akşamın bi körü dönüyorum" diyenlerdenseniz diyeceklerime kulak verin:

Annenizin gönderdiklerinin kıymetini bilin
Mesela bana annem bazen yufka bazen aşure... bıdı bıdı bi sürü şey gönderir. Bunları zamanında bitiremeyip dökmüşlüğüm çok vardır. Ama zamanla bunları ziyan etmemeyi öğrendim.

Haftalık alışveriş ve yemek yapma günü belirleyin 
Benim için bu gün pazar, çünkü cumartesi gezme tozma işlerini halletmiş oluyorum. Alışverişe çıkmadan genel olarak evin her odasına ve buzdolabına bakıp eksik ne varsa not alıyorum. (Evet marketi not defteri ve kalemle gezen, aldıklarının üstünü çizen kız benim) Döndüğümde ise asıl olay başlıyor. Aldığım sebzelerin tamamını doğrayıp o gün yemek yapmayacağım kısmını buzluğa kaldırıyorum ve o akşam en az 2 kap yemek yapıyorum, bu da bana çarşamba akşamına kadar yetiyor. Yemekten sıkılırım o kadar uzun süre aynı şeyi yiyemem diyorsanız da bi akşam salata ekleyin bi akşam yoğurt bu kadar basit.

Derin dondurucu, buzdolabı poşeti ve fırın torbasıyla kanka olun 
Benim pazar akşamı aldığım tavuk, sebze ya da kavurduğum kıymanın bir kısmı mutlaka derin dondurucuya gider. Sonuçta kimin akşamın bi körü yorgun argın kesme doğrama işine vakti var ki? Elime aldığım sebzeleri tavukla beraber fırın torbasına doldurup fırına verdim mi yarım saatte yemeğim hazır oluyor.

Sevdiğiniz baharat ve çeşnileri katmayı unutmayın
Yemeğe tadını veren en önemli şeylerden biri de baharatlardır. Sıradan bir yemeğin içine kattığınız kekik, nane yada kimyon gibi baharatlar yemeğin tadını arttırdığından çok az malzemeyle bişey yapsanız bile onun tadı daha anlamlı gelecektir.

Hiçbişey yoksa hazır çorba var
Evet gerçekten bişey yemek istemediğim akşamlarda bi kap çorbanın beni kurtarmışlığı vardır.

Şimdilik benim öğrendiklerim bunlar. Hala profeyonel olamasam da en azından anneme bu akşam yemek yedim diyebiliyorum bu da bana yetiyor!

Mine facebook / twitter / instagram