Yıllar Sonra Yeniden Sırt Çantası Takmak

30 Mart 2015 Pazartesi



Sırt çantasını en son lisede takmıştım, üniversiteye başladığımdan beri elimi bile sürmedim. Son iki senedir de sırt çantası trend olarak yürüdü gitti resmen. Yine Asos çıkarması yaptığım bi gün, ki özellikle sırt çantası arıyordum, bu çantaya rast geldim. "Alıcılıkta seçicilik" hastalığına yakalandığımdan ötürü; bişeyi alsam mı almasam mı diye on kere düşünür oldum. O yüzden bu çantayı da iki ay bekleyip öyle aldım. Şu an hangi akla hizmet beklemişim diyorum, ya stokları tükenseydi napıcaktım acaba? Beklememin en önemli sebebi kullanırken içinden bişey çalınır mı korkusuydu, çok şükür bugüne kadar bişey olmadı. Fakat bu yöntemi herkese şiddetle tavsiye ederim, çünkü bişey o kadar uzun süre aklınızda kalıyorsa, almanıza değer olduğunu biliyorsunuz.

Gelmesi 25 gün sürse de, beklerim dedim aldım. Benim aldığım zaman kargo bedavaydı ama şimdi sadece 20 pound üzerine bedava kargo uygulaması yapıyorlar. Geldiğinde de kalite kontrol yaptım, malı gayet sağlamdı, gerçi en son kullandığımda çantanın genişlemesini sağlayan buton çıktı, idare ediyorum ama geri taktırmam gerekicek.

Şimdi gelelim bu çantayı aldğımdan beri deneyimlediğim şeylere:
1-Takması güzel dursa da, içinden eşya çıkartması çok sıkıntı. Aşırı derin olduğu için kolumu daldırdığımda boğulma olasılığım çok yüksek.
2-Otobüste falan kucağımda çocuğum gibi oturtuyorum çantayı.
3-Fotoğraf makinasını alacağım günlerde en büyük rahatlık oluyor, hem kılıfla uğraşmıyorum, hem de ellerim sarbest kalıyor.
4-Çantaya gelen övgünün haddi hesabı yok, hatta girdiğim pek çok "fashionable" mağazada öncekinden çok daha farklı muamele gördüğümü belirtmem gerek.
5-Eller serbest, söylemiş miydim?
6-Rengi nötr kıyafetlerle uyum sağladığı için, dikkat çekici bişeyler giymeme gerek kalmıyor.
7-Ben zaten yaşımdan küçük gösteren birisiyim bi de bunu taktığımda iyice küçük duruyorum, test edildi onaylandı. Bu iyi bişey mi kötü bişey mi henüz karar veremedim.
8-Toplu taşımada çantamdan bişey çalınır mı, insanlara çarpıyor muyum korkusu yaşatıyor. En rahatı özel arabanızın olması.

Benimkinin kırmızısı ve siyahını linlerden bulabilirsiniz, aslında bi de aklımda bu ve şu modeller kaldı, onları da almazsam iyidir!

Mine facebook / twitter / instagram

Kaş Rutinim ve Kullandığım Ürünler

27 Mart 2015 Cuma


Kimse bilmezken (sene daha 2012) ben Cara Delevingne ve kaşlarını yazmıştım, işte o zamandan bu zamana ben de kaş konusundan aldım başımı gittim. Lisede annemin "sen kaşlarını almıyosun di mi" söylemlerinden çekine çekine (o zamanlar kendi kendime bişeyler yapıyodum çok ihtiyacım yoktu aldırmaya) ilk kez ciddi ciddi üniversite ortalarında gittim. Bana göre gayet normal olan kaşlarım, anneme göre gayet inceydi. Öyle ki eve her gittiğimde bi şekilde bu konuyu açıyordu.
Gel zaman git zaman, ben yeni eve taşınıp, eski kaşçımdan uzaklaşıp, üstüne istediğim gibi birinin bulamayınca mecbur kaşları uzatmaya başladım. Sonunda öyle bi durum oldu ki şimdi artık almasam insanlar fark etmiyor bile. "Bushy brow" bizim işimiz diyorum ve kullandığım ürünlere geçiyorum, ki bu arada hepsi uygun fiyatlı ürünler:

NYC- Kohl Brow-Eyeliner Pencil (923 Charcoal): Watsonslarda bulabileceğiniz Nyc'nin kaş kalemi aşırı bereketli bir ürün. Özellikle Charcoal rengini seviyorum çünkü içinde grilik var ve hafif dokunuşlarla çok yapay durmayan bir görüntü sağlıyor. Bu kadar renk çeşidi varken, niye kimsenin bu üründen bahsetmediğine hala şaşırıyorum!

Wet&Wild Megaclear Kaş Jeli: Ece'nin tavsiyesiyle aldığım şeffaf kaş jeli, inanın hiçbir şey sürmediğim günlerde kurtarıcım oluyor. Kaşları yukarıda tuttuğu için gözleriniz açılıyor resmen! Tam bir Gigi Hadid oluyorsunuz.

Essence Quattro (07-Over the Taupe): Bu dörtlüden sağ altta olan rengi bazen kaş farı olarak kullanıyorum. İçinde sim varmış gibi görünse de sürdüğünüzde o simler görünmüyor bile, hatta far olarak kullandığımda da simli bir görüntü çıkmıyor ortaya.

Bunların dışında resimde görünen Real Techniques eyeliner fırçasını farı süreceksem kullanıyorum.Hangi marka olduğunu bile bilmediğim çift taraflı fırçayı da ne sürersem süreyim öncesinde kaşlarımı taramak, sonrasında ise farı ya da kalemi homojen bi şekilde dağıtmak için kullanıyorum.

Şu sıralar sizin kullandığınız high end kaş ürünleri var mı? Özellikle tavsiye ettiklerinizi not alıcam bir kenara :)
Bir de mesela Lily Collins de kaşlarını beğendiklerim arasındadır, söylemeden geçemedim.
Mine facebook / twitter / instagram

Bolca Üşüme, Köpek Isırığı ve Yerel Haber Kanalı

25 Mart 2015 Çarşamba


Hala neden tuhaf şeylerin hep benim başıma geldiğini inanın bilmiyorum. Öyle macera dolu, atraksiyonlu bi hayatım da yok. Bu çekim için de Ulus'u seçtik Taygun'la. Fakat bir parti kongresi ve nevruza denk gelince sanırım Ulus'un en kalabalık olduğu günü bulmuşuz, ortalık insandan geçiilmiyordu. Kıyafetlerden önce size başıma gelenleri anlatsam daha eğlenceli olur, siz de benim talihsizliğime gülersiniz en azından.

Önce İş Bankası binasının çevresinde çekim yaptıktan sonra Heykel'e geçtik. Bilin bakalım orada ne vardı? Bir kameraman ve elinde mikrofonla dolaşan muhabir! Onlar bir teyzemizden çeşitli şeyler hakkında görüşlerini alırken, biz de usul usul çekim yaptık, umarım bir kanala çıkmamışızdır, çıkmışsak da görürseniz haber verin, youtube'dan izleyeyim.

Aşırı derecede soğuyan ve rüzgarı hiç kesilmeyen bu havada tabi ki saçlarım da sabit durmadı. Benim elf kulaklarım da sağdan solda rüzgar yiyerek nasibini aldı. Ne kadar üşüdüm bilmiyorum ama sanırım vücudum bu duruma bağışıklık kazandı. Acı patlıcanı kırağı çalmıyormuş efendim.

Son olarak da merdivenli bir köşeye geçelim dedik. İki tane başıboş köpek gelene kadar her şey iyi hoştu. Normalde köpeklerden zaten korkarım ama bunlar baya dişliydi, en son birbirlerine saldırdılar, ben nereye kaçacağımı bilemez halde, bi oraya bi buraya dolandım durdum. Kimvurduya gitmediğime şükrediyorum.

Tamam şimdi kıyafete geldik. Bu yılın rengi marsalayı, en çok krem renklerle kombinlemeyi seviyorum, daha feminen bir hava kattığını düşünüyorum. Bu kombin de iş yerine giderken giydiklerimden biri. Ofis kıyafetlerimi içeren daha çok çekim yapmamı isterseniz mutlaka yorum yazın, bununla ilgili bir seri yapmayı planlıyorum!










Etek: Stradivarius (Benzeri)
Ayakkabı:Nine West
Bluz:Koton
Çanta:Mudo (geçen sezon)
Mont: Bershka (benzeri)
Fotoğraflar: Taygun Özbıçakçı
Mine facebook / twitter / instagram

Ofiste Güzel Kalabilmek

23 Mart 2015 Pazartesi


 Tüm gününü ofiste geçirenler bilir, o makyaj durduğu yerde erir, eller klimalar yüzünden kurur vesaire vesaire...Ben de bugün sizlerle iki senelik çalışma hayatımda edindiğim güzellik ipuçlarını paylaşmak istedim.

 Makyaj anlayışım "sabah sür, akşama dayanırsa allah kerim" olduğundan ötürü, gün içinde yanımda allık, fondöten, pudra vb. taşımıyorum. Ofiste bana gerekenler sadece insani görünümümü kaybetmememi sağlayacak şeyler. Benim için sabah yapabileceğim en kolay makyaj dikkati dudaklara çekmekten geçtiği için çantamda o günün ruju(ya da birkaç günün birikmiş ruju :p) oluyor. Hatta şurda belirttiğim rujlar hala sık kullandıklarım arasında.

Pudra taşımasam da yağ emici kağıtlar çekmecemde hep varlar. Ben Gratis'ten Cettua markalı olanları alıyorum. Makyajınızı bozmadan fazla yağı emdiği için, cildinizin doğal görünmesini sağlıyor. Eğer aşırı yağlı bir ciltten şikayetçiyseniz, bunu kullandıktan sonra pudra geçmenizde fayda var.

Şimdi geldik en önemli kısımlardan birine: eller. Sürekli klavye kullandığım için el kremini çabuk emilen cinsten olmasına özen gösteriyorum. Dalan'ın bu el-vücut kremini hem evde hem ofiste bulunduruyorum. Bi ara küçük boyunu alıyordum ama sürekli bitmesinden usanınca battal boyunu almaya karar verdim.

Son olarak da diş fırçası-macunu ya da en azından sakız bulunudurmak. Bu konuda biraz ben de sorumsuzum, öğlen diş fırçalama alışkanlığım pek yok, ama siz yine de dediğimi yapıp yaptığımı yapmayın.

Sizin ofiste hep bulundurduğunuz şeyler var mı ya da çantanızda hep taşıdığınız? Yoksa siz de bir çekmecesini makyaj malzemelerine ayıranlardan mısınız?

Mine facebook / twitter / instagram

Garip Geometrik Desenler ve Bulutlu Bir Gün

20 Mart 2015 Cuma

aztec print jacket

Üzerimdeki montu tamamen tesadüf eseri bulup almıştım, normalde o gün şurada giydiğim deri cekete benzer bir şey bakmak için çıkmışken, indirimi görüp bunu da kaçırmayayım alayım o zaman dedim. İyi ki de almışım, neyin üzerine giysem desenlerinden ötürü dikkat çektiği için paçoz giyinme kotamı zorlamamı sağladı.

Bu arada eğer beni instagramda takip ediyorsanız ne denli çizgili desen bağımlı olduğumu biliyorsunuzdur. O gün giydiğim gömlek de çizgili koleksiyonuma kattığım en son parça. Ben seviyorum gömlekleri, sadece iş yerinde değil hafta sonları bile giyiyorum. Fakat tek sorunum var o da ütü, sevmedim sevemiyorum ütü yapmayı (eminim yalnız değilim).

Şansımıza en başta hava bulutluydu bu yüzden renkler çok canlı çıktı. Sonra bir güneş açtı, bir yağmur yağdı, ben de üzerine rüzgar yedim ve üç gündür hasta olmamak için uğraşıyorum. Hepsi sizin için! 

Şimdi sizi kalan resimlerle baş başa bırakıyorum aşağıda kıyafetlerin linklerini bulabilirsiniz.









Bulabildiklerimi linkleriyle beraber vermeye çalıştım :)
Ceket: Adil Işık
Gömlek: Mango
Pantolon: Zara
Ayakkabı:Fitbaş (yazısı)
Çanta: New Look (benzeri)
Kolye:H&M (yazısı)

Fotoğraflar: Taygun Özbıçakçı
Mine facebook / twitter / instagram


Blogging 101: Tema Seçimi ve Kaliteli Tema Örnekleri

18 Mart 2015 Çarşamba


Bugün sizinle blogumu yeniden yayına aldığım günden bu yana bana en sık sorulan konuyu anlatıyorum. Blogging 101 serisinin en son yazısı hangi platformu seçmeniz gerektiğiyle ilgiliydi,  bu yazımda da size göze hoş görünen bir blog dizaynının temel özelliklerini anlatmaya çalışıcam.

Bir sitenin içeriği kadar göze nasıl göründüğü de önemli. İnsanları okumaya teşvik eden bir dizayn, diğerlerinden bir adım önde olmanızı sağlayacaktır. Blogger platformundan örnek vermem gerekirse, ben yıllarca simple şablonunu kullandım, üzerinde kendi çabalarımla oynamalar yaptım, geçen seneye kadar da para verip tema almadım. Yani elinizde olanla biraz çaba sarf ederek gayet güzel işler çıkartabilirsiniz.
Yalnız en başta dikkat etmeniz gereken belli şeyler var:
  1. Okuyucunun dikkatini dağıtacak her şeyden uzak durun. Bu hareketli bir gif, sayfanın yarısını kaplayan header, şekilli fare imleci, ya da temanın arka fonunun rengi ve karışık deseni (cart pembe gördü bu gözler!) olabilir. Tema sizin yazılarını ve konseptinizi öne çıkartmalı, kendisi geride kalmalı.
  2. Renklerin birbiriyle uyumlu olmasına dikkat edin. Çoğu blogger daha profesyonel göründüğü için  siyah-beyazı tercih ediyor ama benim blogumda olduğu gibi renk kullanar da gayet şık bir görüntü sağlayabilirsiniz.
  3. Göz yormayan okunabilir bir yazı fontu seçin. Kaç kez resimlerini ve içeriğini merak ettiğim bir yazıyı sırf font gözümü yorduğu için okuyamadım allah bilir.
  4. Sosyal medya linklerinizi görünür yerlere koymaya özen gösterin. Eğer yüzünüzü göstermekte bir sakınca görmüyorsanız ana sayfaya kendi resminizi de ekleyin, bu insanların sizinle daha yakın bir bağ kurmasını sağlayacaktır.
Kendi temamı kendim düzenlerken Primp My Blog, I Can Build A Blog ve Xomisse'den çok sık faydalandım. Aradığım pek çok şeyin tutorialı vardı. Nereye hangi kodu eklemeliyim, şu widgetı nasıl değiştirebilirim gibi şeyleri öğrenmek istiyorsanız bulabileceğiniz en sağlam bloglar bunlar.
Eğer kaliteli bir tema satın almak istiyorsanız da benim favorilerim Pearl and Anchor, Lisa's Menagerie, Pipdig, Mlekoshi Playground ve Bella Lulu İnk. Profesyonel görünümlü blogger temalarıyla yaptıkları işin övgüsünü sonuna kadar hak ediyorlar.

Sizin bir blogun görünüşüyle ilgili kriterleriniz ve en sık gördüğünüz hatalar nelerdir? Temasıyla ve dizaynıyla beğendiğiniz bloglar var mı? Yanıtlarınızı bekliyorum!

Mine facebook / twitter / instagram

Duvara Moodboard Yapmak

16 Mart 2015 Pazartesi


Şu an oturduğum eve geçici gözüyle baktığım için öyle dekorasyon olaylarına falan girmek içimden gelmiyor. Fakat evin renksiz şekilsiz kalması da canımı sıktığı için bir şeyler yapmaya karar verdim. Pinterest ve tumblr delisi biri olarak duvarlara moodboard yapmak aklıma ilk gelen şey oldu. Çalışma masamın önündeki duvar gözümün en çok çarptığı yer olduğu için kendime hedef olarak burayı seçtim.

Önce resimleri seçmekle başladım. Bunda nasıl bir tema oluşturacağınız tamamen size kalmış. Ben daha olumlu olmayı ve mutlu olduğum anları hatırlatması amacıyla seçtim resimleri. Fakat mesela siz bir sınava hazırlanıyorsanız onunla ilgili hedeflerinizi belirleyen resimler seçebilirsiniz. Belli renk ve desen paletlerine sadık kalarak belirlerseniz, temanız göze daha hoş görünür. Ben yaz delisi bir insan olarak geçen yaz çıktığım tatil fotoğraflarımı ve internetten bulduğum resimleri kullandım. İnstagram fotoğraflarını sosyopix sayesinde polaroid olarak, diğerlerini de bir fotoğrafçıya gidip bastırdım.

Duvara yerleştireceğiniz düzeni belirlemek de size kalmış, ben eşit bir şekilde dağıtmaya çalıştım, yine de fazla simetrik olsun diye de kasmadım. Resimleri patafixle yapıştırmanızı öneririm, hem duvarda iz bırakmıyor hem de yerini beğenmezseniz kolayca çıkarıp tekrar tekrar kullanabiliyorsunuz.

Sonuçta gözümün hep önünde olan, baktıkça beni mutlu eden bir şey çıktı ortaya. Çok iyi ya da kötü görünmesini umursamadan sadece benim için anlamı olan şeyleri derlemiş oldum.

Siz de benim gibi kendin yap'tan zerre anlamayan biriyseniz mutlaka deneyin, en azından görüntü hoşluğu çıkmış olur ortaya :)

Mine facebook / twitter / instagram

İki Ay Boyunca Denedim: Kimyasal Peeling

13 Mart 2015 Cuma

aha toner glycolactic exfoliant

Bir süredir AHA ve BHA toniklerin faydalarını duyuyordum, ama açıkçası zaten genç olan cildimde gerek olduğunu düşünmüyordum. Sonra kimyasal peelingleri araştırırken Cyréne markasının Glikolik asit içeren kimyasal peelingiyle karşılaştım. Ürünün düşük dozda asit içermesi benim gibi cildi alışkın olmayanlar için çok iyi bir etken, başlangıç için de gayet hafif ve cildi yormayan bir ürün.

Başlarda cildim alışana kadar sadece iki akşamda bir sürdüm, 10 gün sonra her akşam kullanmaya başladım. Sitesinde gündüz güneş koruyucu kullanılması tavsiye ediliyordu ben ne yazık ki kış olduğu için yapmadım, bir eksiğini görmedim; ama uzun süre, hatta yazın da, devam etmek istiyorsanız güneş kremi bir zorunluluk. Sürdüğünüzde hafif bir yanma hissedebilirsiniz, bu normal bir durum. Cildimdeki etkilere gelirsek, kesinlikle siyah noktalara faydası var ve iki ayın sonunda daha aydınlık bir görünüme kavuştum.Aşırı bir soyulma ya da kuruluk yaşamadım, bunda çok iyi bir nemlendirici kullanmamın etkisi büyük.

Bu alışverişim sırasında yanında gelen testerlar da bi hayli tatmin ediciydi doğrusu. Özellikle bir İnstant Calm Facial Toner vardı ki benim için diğerlerinin önüne geçti. Seyahate gittiğim için cildimi yatıştırsın diye yanıma almıştım, hem sivilceleri önlemeyi sağladı hem de cildimin hava değişikliği yüzünden çılgına dönmesini engelledi.

Şimdi peelinge ara verdim, ama yaza girmeden tekrar devam edeceğim. Fakat benim gibi genç bir cildiniz varsa peelingden önce diğer toniği size daha çok tavsiye ederim.

Siz bu aralar cilt bakımıza yeni ne eklediniz, varsa sırlarınız benimle de paylaşın :)

Mine facebook / twitter / instagram

Her Şeyi Yapan Palet

11 Mart 2015 Çarşamba

eyeshadow palette the balm balm jovi

Beni ne kadardır okuyorsunuz bilmiyorum ama burada paylaştığım çoğu şey yeterince vatkim ya da enerjim olmadığı, uğraşmak istemediğim durumlara bulduğum çözümlerle ilgili. Benim felsefem "ne kadar pratik o kadar iyi". Detaylı makyajları da ancak vaktim varsa yapabiliyorum. Bu yüzden elimin altında aynı anda birden fazla iş gören ürünler olması bu konuda büyük avantaj. İşte Balm Jovi paleti de aslında Nude Tude almak için gittiğim bir Kurban Bayramı indirimi zamanında almıştım. İçinde ihtiyacınız olan temel şeylerin bulunduğu bu paleti makyaja yeni yeni adım atanlara, bir tane alayım her işimi görsün diyenlere ilk indirimde tavsiye ediyorum.

The Balm'ın farları genel olarak tozutuyor orası ayrı mevzu ama bu paletin temel renk seçenekleri çok iyi ve renkler kendini gösteriyor. Benim en sevdiğim renkler Allegro, Presto ve Alice Copper.

Aydınlatıcı Mary Lou'ya benzese de ufak bir ton farkı var. Yine de ürünün kalitesi aynı ve hafif bir uygulamada çok güzel sonuç veriyor ve far olarak da kullanabiliyorsunuz. Allık da herkese yakışacak güzel bir pembe-şeftali arası, the Balm'ın diğer bir ürünü Frat Boy'un da benzeri.

En son kısımdaki krem ruj-allılar benim en az kullandığım ürünler. Renk olarak hem doğal bir pembe hem de hoş bir kırmızı eklemeleri çok mantıklı olmuş. Allık olarak genelde elim toz ürünlere gidiyor ve ürünlerin boyutu yüzünden stippling fırçasının sığamaması kullanımı zorlaştırıyor, ama elinizle sürüp iyi dağıtırsanız sorun olmuyor. Ruj olara ise ben yapılarını biraz kurutucu buldum, elimde daha nemlendirici yapıda rujlar olduğu için tercih etmiyorum.

Sizin elinizde sahip olmayı dilediğiniz bir palet var mı? Şahsen ben uzun süredir Lorac Pro olmayı düşünüyorum ama henüz paraya kıyamadım :)

Mine facebook / twitter / instagram

Bu Sefer Sıra Yüzüklerde

9 Mart 2015 Pazartesi

dainty rings jewellery gold knuckle rings

Aksesuar yazılarımın ikinci kısmındayız. Bu konuda ne kadar minimal olduğumu daha önce şu yazımda biraz olsun anlatmıştım. Bu yüzden de sıra, ikinci favorim olan yüzüklere geldi. Kolyelerde olduğu gibi bunda da renk seçimim altından ya da bakırdan yana. Cilt alt tonunuz soğuk ise gümüş rengi size daha çok yakışacaktır.

Ben kısa parmaklarımla kullanmaya çalışsam da özellikle eklem yüzükleri uzun ve ince parmaklarda çok hoş duruyor. Eklem yüzüğü seçerken ince olanları kat kat kullanabilmeniz açısından daha kolaylık sağlayacaktır. Beğendiğim bazılarını burada bulabilirsiniz. Bu arada bu yüzüklerin en kötü yanı çabuk kaybolmaları, minik oldukları için kaybettikten çok sonra fark ediyorsunuz. Özellikle alışverişe gideceğiniz ve sürekli bişeyler giyip çıkartacağınız bir gün takmamanızı öneririm.

Diğer seçeneğim ise "dainty ring" diye geçen ince-zarif yüzükler ve yazılı ya da değişik şekilleri olanlar. Yukarıdaki şimşekli yüzüğümü her zaman olduğu gibi yine H&M'den almıştım, şu an sitelerine baktığımda katalogda yoktu ama benzerini etsy'de ve aliexpress'te bulabilirsiniz. Feminen duruşları ve varla yok arası olmaları benim gibi çok şey takmayı sevmeyenler için en büyük avantaj

Bahar geliyor malum, büyük ihtimalle bir sonraki aksesuar yazısının konusu da, bir anda kıyafetinizin havasını değiştirebildikleri için fularlar olacak.

Mine facebook / twitter / instagram

Tam Tembel İşi: Nude Ojeler

6 Mart 2015 Cuma


Oldum olası tırnaklarıyla uğraşmayan biriyim. Bunda tırnaklarımın şekilsizliğinin payı büyük. "Güzel görünmeyecekse neden süreyim ki o zaman" dediğim anda tembelliğimin de etkisiyle ojeyi elime aldığım gibi geri bırakıyorum. French manikür, nail art gibi uğraşı gerektiren olaylara ise hiç girmiyorum. Son zamanlarda yükselişe geçen nude oje trendi ise tam benim gibi tembellere yaradı sanırım. Çok göze batmaması, doğal durması ve taşırsam da çok fark edilmemesi en sevdiğim özelliği. Hatta benim gibi kısa ve geniş tırnaklarınızdan şikayetçiyseniz bu trend en çok sizin işinize yarayacak. Bu yüzden sizinle en beğendiğim nude ojeleri paylaşmak istedim. Bunların dördünün de ortak özelliği fırçalarının geniş ve sürümlerinin çok rahat olması.

  • Essie-Ballet Slippers: Artık ülkemizde karaborsaya düşen Essie'den aldığım ikinci oje bu. Yapısı saydam, rengi rakı beyazına çaldığı için tırnaklarınız kendinden french manikürlüymüş gibi duruyor.
  • Rimmel London 60 Seconds-Caramel Cupcake: Özellikle daha yanık tenlilerde hoş duracağını düşündüğüm kahve-pembe arası bir renk. Çabuk kuruması bu serinin en nemli avantajı.
  • Rimmel London 60 Seconds-Princess Pink: Tıpkı caramel cupcake gibi çabuk kuruyan, opaklığı harika olan bir renk.
  • Golden Rose Color Expert-05: Pembeye yakın tonları sevmiyorsanız, açık sütlü kahve renge bayılacaksınız. 
 Bir de Pastel'in çıkarttığı sadece nude renklerden oluşan serisi var, onları listeye eklemedim çünkü ben fırçalarından ve opaklık sorunu yüzünden tercih etmiyorum, ama sizin favori renkleriniz öğrenmek isterim :)

 Mine facebook / twitter / instagram

Daha Fazla Mum Almak İçin İyi Bir Sebep

4 Mart 2015 Çarşamba


Hangimiz mum bağımlısı değiliz ki? Benim bile yakmadığım halde sırf kabı güzel olduğu için aldığım mumlar var. Bu bağımlılığın sebebi biraz da olsa youtube guruları gibi geliyor bana, gerçi küçükken de gidip özellikle heves edip kokulu mum almışlığım tabiki vardır. Fakat son zamanlarda Bath and Body Works, Yankee Candle, Jo Malone ve Diptyque marka mumların adeta birer arzu nesnesi haline gelmesi ve fiyatlarının da çok pahalı olması beni acaba daha uygun fiyatlı bişeyler bulabilir miyim diye düşündürmeye başladı.

İnstagramda keşfettiğim Mumyak sitesini karlarının büyük bir bölümünü hayvan barınaklarına bağışlaması ve mumlarının şirinliği sebebiyle denemeye karar verdim. Öncelikle fiyatlar çok makul, burdan iki kere alışveriş yaptım ve kırılmasından korktuğum mumlar sağlam bir şekilde paketlenmişti. Ben pek kokulardan anlamam, mumları da daha çok dekorasyon amaçlı almıştım ama kokuları sitede tarif edilenle aşağı yukarı benzerdi.

Benim gibi uygun fiyatlı dekoratif mum arayanlara bu siteyi kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu yazının sponsorlu olmadığını da belirtmek isterim, sadece belli bir markaya takılıp kalanlara, oradan alışveriş yapmanın hayatlarını güzelleştireceğini düşünenlere farklı bir alternatif sunmak istedim.

Resimdeki Grumpy Cat mumu merak edenler içi linki burada :) Cuma günü görüşmek üzere!

 Mine facebook / twitter / instagram

Ufak Bi Alışveriş

2 Mart 2015 Pazartesi





Gardrobumdaki eksikler azaldıkça giyim alışverişlerim de seyrekleşti. Son zamanlarda sadece hedefe yönelik alışveriş yapıyorum, eksiklerimi belirleyip araştırmadan bişey almıyorum.

Özellikle haftasonu giymek için bir swatshirt ve akşam dışarı çıkarken kullanmak için bir clutch çanta arıyordum. Son asos indirimine göz gezdirirken yukarıdaki ikisiyle karşılaştım, uzun uzun düşünüp taşındıktan sonra da almaya karar verdim. Asos'tan daha önce bir kez çanta almıştım, dolayısıyla kıyafet bedeni konusunda bir fikrim yoktu ama sweatshirt geldiğinde çok da büyük durmadı ve tam tahmin ettiğim gibi yumuşacık çıktı.

Uzun zamandır listemin üst sırasında bir chelsea bot almak vardı, ama ayak numaram o kadar küçük ki istediğim gibi ayakkabı bulmam neredeyse imkansız. Sonra bir gün 34 numara ayakkabılara googleda bakınırken Fitbaş'ı keşfettim. Acaba kaliteli midir diye düşünürken bir indirim döneminde bu ayakkabıları almaya karar verdim, sonuçta istediğim gibi çıkmazsa çok param ziyan olmaz diye düşündüm. Botların numarası tam oldu ama tek sorunum tabanının kayması (henüz dışarıda giymedim bu yüzden). Önce bir ayakkabıcıya gidip bu sorunu halletmeyi planlıyorum. Fakat siteyi küçük numara ayaklarından şikayetçi herkese öneririm.

 Bu aralar siz en çok ne almak istitorsunuz, son kış indirimlerini yakalayabildiniz mi?
 
 Mine facebook / twitter / instagram