Bir Şapka İki Outfit

29 Nisan 2015 Çarşamba


Uzun zamandır bir şapka arayışındaydım. Fakat ne istediğim fiyatta ne de istediğim modelde bişeyler bulamamıştım. Asos'tan alsam bu sefer çok daha pahalıya gelecekti. Ben de etrafımda bilenlere sorayım o zaman dedim ve Tunalı'daki Şapkacı'yla da böyle tanışmış oldum. Hem otantik kıyafetlerin, üst katında da çeşit çeşit şapkaların satıldığı bir dükkan.

Gittim onca şapka denedim ve en son bunda karar kıldım.Bu şapka aslında etrafında kurdelesi olan bir şapkaydı, onu çıkarttım ve size bir sır vereyim; ben bu şapkayı tersinden takıyorum, çünkü yüzüme bu halinin daha çok yakıştığını düşünüyorum. Alnım zaten dar olduğu için yukarıya kıvrık olan kısmı yüzümü kapatmıyor.

Aldığım dakika şapkayı kafama geçirdim ve doğru aksesuarın kıyafetin aurasını birden değiştirdiğini keşfettim. O gün için çok sıradan olan kıyafetim birden bire karakter kazanmıştı. Ayrıca kirli ya da bi türlü şekil almayan saçı kamufle etmenin en kolay yolunu da bulmuş oldum. Sanırım bunda, şapka takmak için bahaneler üretmemin de etkisi büyük.

Yani demem o ki bu aralar instagramda beni sık sık şapkayla görürseniz yadırgamayın, gülün geçin
Mine facebook / twitter / instagram (@mineyy__)

Göz Altı Morlukları İçin Tek Kapatıcı

27 Nisan 2015 Pazartesi

nars kapatıcı concealer

Fondöten sürmeyi bıraktığımdan beri, noktasal atışlar yaparak sadece gerekli yerlere kapatıcı kullanmaya başladım. Göz altım içinse bir türlü istediğim gibi kapatıcı bulamamıştım. Aldıklarım ya gri duruyor, ya da göz altımı pul pul gösteriyordu. Başta aklımda Bobbi Brown'dan corrector almak vardı, onun üzerine de bu kapatıcının Vanilla rengini sürerim diye düşünüyordum.

Ankara Next Level'da bulunan Nars mağazasına ilk gittiğimde göz altım için Radiant Creamy Concelar'ın Vanilla rengini almak istediğimi söyledim, ama ordaki makeup artist eğer göz altım için kullanacaksam benim için en uygun rengin Honey olacağını belirtti. Bu rengin en güzel yanı içinde morluğu nötrleyen turuncu-somon alt tonunun olması. Sürdüğümde "eyvah bu renk gözümün altında tupturuncu kalıcak" diye korksam da sadece morluk olan kısımlara az miktarda sürüp parnaklarımla iyice dağıttığımda bütün renk eşit duruyor.

Birkaç yerde bu kapatıcı hakkında kuruttuğu ve çizgilere dolduğu yönünde yorumlar okudum. Eğer göz altınızı iyice nemlendirmezseniz kurutma ihtimali var. Ben bunun önüne geçmek için Kiehl's avokadolu göz kremini kullanıyorum ve çok memnunum. Çizgilere dolması ise hepimizin başına gelen bir durum, benim gibi tam göz altınızda derin bir çizginiz varsa(hani gözünüzü torba torba gösteren cinsten) oraya kapatıcıyı çok getirmemeye özen gösterin. Ben genelde kapatıcıyı sabitlemiyorum, bu yüzden gün içinde elimle tekrar dağıtıp, yayıyorum. Şu ana kadar bulabildiğim en kolay çözüm bu oldu. Pudraının göz altındaki duruşunu sevmiyorsanız, siz de deneyin.

Ne yazık ki rengi yeterince iyi fotoğraflayamadım ama rengin nasıl göründüğünü ve tüm serinin swatchlarını şuradaki yazıdan bulabilirsiniz.

Sırada yüzüm için kapatıcı arayışındayım, Urban Decay'inkileri bir gidip denemek istiyorum. Sizin memnun kaldıklarınızı da yorumlarda bekliyorum :)

Mine facebook / twitter / instagram (@mineyy__)

Bloggerlar İçin Instagram Ipuçları

22 Nisan 2015 Çarşamba




Kullanmaya başladığımdan beri bağımlılık yapan instagam için edindiğim tecrübelerden yola çıkarak instagramını daha da güzelleştirmek, kaliteli hale getirmek isteyenlere küçük bir rehber hazırladım.

Ben instagramı, ilham alabileceğim insanlara ve onların hayatına bakabileceğim bir pencere olarak görüyorum. Bu yüzden kendi paylaşımlarıımın da insanlara ilham vermesini, onların gününü güzelleştirmesini istiyorum. Göze hoş görünmeyen, iyi editlenmemiş fotoğrafları kullanmamaya özen gösteriyorum. Eğer siz de instagramımı nasıl daha kaliteli hale getirebilirim diyorsanız okumaya devam edin:

1-Görsel olarak uyumlu olan fotoğrafların bulunduğu galerilerin daha çok ilgi gördüğü büyük bir gerçek. Siz de belirli bir renk paleti ya da sürekli kullandığınız resim düzenleme yönteminizi oluşturarak bunu sağlayabilirsiniz. Ne demek istediğimi daha iyi belirtmek için aşağıya kendiminkinin de dahil olduğu 4 farklı hesabın görsellerini ekliyorum.

Oraclefox / Basakmericyazar / Gh0stparties / Mineyy__

 2)Fotoğraf çekmek için ayrıca vakit ayırın. Ya da çektiğiniz fotoğrafları hemen aynı gün paylaşmayın, biriktirin. Elinizde hazır düzenlenmiş bir stoğunuz olsun. Telefonla da çekseniz netliğe ve ışığa dikkat edin. Ben genelde blog için fotoğraf çekerken arada birkaç tane de instagram için çekiyorum.Kullandığım uygulamalar ile ilgili bir yazı daha yazacağım :)

3)Yalnızca gerekli kişileri, size ilham veren insanları takip edin. Herkesin takibine geri dönmek zorunda değilsiniz. İlk zamanlar bunu bilseydim birkaç instagram dramasından kendimi daha kolay ayırabilirdim. Neyse :s

4)Doğru etketleri kullanın. Diğer bloggerların hangi etiketleri kullandığına dikkat edin.Genel olarak beğeni getiren etiketlerin yanı sıra, kendi etiketiniz de oluşturabilirsiniz (ben #mineyy etiketini kullanıyorum mesela)  Bazı hesaplar da resimlerinizi onların etiketiyle paylaştığınızda sizi kendi galerilerinde repost ediyorlar, bu etiketleri bulup onları kullanmaya da özen gösterin.

5)Kişisel paylaşımlarınızı yaptığınız ayrı bir hesap açmayı göz önünde bulundurun. Kişisel fotoğraflarınızı paylaşmayı çok seviyor ama blog hesabınızla çeliştiğini düşünüyorsanız iki farklı hesap derdinize çare olacaktır.

Yeni hesaplar keşfetmeyi çok sevdiğimden yorumlar kısmına kendi instagramlarınızı da yazmayı ve beni instagramda takip etmeyi unutmayın :)

Ne Yaptım? Nerelerdeydim?

20 Nisan 2015 Pazartesi


MAKEOVER!
Bu ay benim için yenilikler ayıydı. Henüz 20. gününde olsak da ben saçlarımı kestirdim, telefonumu yeniledim, gardrobuma ufaktan el attım ve en sonunda da senelerdir canımı sıkan dişlerim için harekete geçtim.
Yılbaşından önce ilk kez bir ortodontiste gidip fikir almıştım. 4 diş çekmemiz gerek diyince bi süre bu konuyu askıya aldım. Ondan sonra 2 farklı doktora daha gittim ve sonuç: Şu an tellerim takıldı.
(Bu konuyla ilgili tedavim ilerledikçe çok daha detaylı bir yazı yazacağım o yüzden sorularınız varsa mutlaka yorum olarak bırakın.)





Tedavim için çenemin küçüklüğünden dolayı diş çektirmek zorunda kaldım ki diş çektirmek çok zahmetli ve yorucu bir işlem. Daha önce 20lik dişlerimi de çektirdiğim için önceden idmanlıydım bu konuda. O yüzden annem bir haftalığına bana bakmaya geldi. Çünkü telleri taktırdığım andan itibaren doğru düzgün hiçbir şey yiyemiyordum. Hal böyleyken stokta halihazırda resimlerim olmasına rağmen bloga uzun uzun yazı girmeye halim yoktu. Ben de kendime bi hafta tatilverdim ;)

Siz ne yaptınız ben yokken? Dedikoduları alalım :p

3 Marka 3 Maskara

10 Nisan 2015 Cuma


En son yazdığım 3 marka 3 nemlendirici yazısına olumlu geri dönüşler gelince bu yazıları bir seri haline getirmeye karar verdim. Bundan sonra "3 Marka 3...." yazıları kullandığım ve değerlendirdiğim ürünlerle ilgili daha sık gelecek. Tek başına ürün incelemeyi sevmediğim ve sadece kozmetik blogu olmadığım için, ürünleri size daha yaratıcı bir şekilde nasıl sunarım diye düşünürken bu fikir ortaya çıktı.

Kirpiklerim kendiliğinden uzun olmasına rağmen dümdüz. Bu yüzden bir maskaradan beklentim hacim-yoğunluk vermesi ve kıvırdığım kirpiği beş dakika sonra tekrar düşürmemesi. Gerçi bu aralar kıvırmıyorum da, hatta hafta içi maskara sürmüyorum bile (akşam çıkartması çok zahmetli geliyor). Hafta için sürmeme sebebim göz makyajı yapmıyor olmam, ki bence far sürüldüğünde maskara bir zorunluluk haline geliyor yoksa göz çok boş görünüyor. Ama gelsin hafta sonu gelsin smokey eyes....

Normalde elimde birden fazla bulundurmamama rağmen, hasbelkader bu sefer üç tane tutmuşum.Çabuk kuruyan, ve ömrü az olan bir ürünü stok yapmanın alemi yok zaten. Hepsi çeşitli ihtiyaçlara cevap veren kaliteli ürünler ama bakın hangisi en favorim:

Maybelline Falsies Feather Look Maskara: Hacim vermesi iyi olan, ancak ince yapılı olduğundan en az iki kat geçmeniz gereken bir ürün. Fırçasının fazlaca oynak olması ise bazen sinir bozucu olabiliyor. Favori maskaram bittiğinde indirimde olduğu için almıştım, ama beklentilerimi karşılayamadı. Fiyatı uygun olduğu için, hafif makyaj yapmayı seven ve kirpikleri zaten iyi olanları tatmin edeceğini düşünüyorum.

Estée Lauder Sumptuous Bold Volume Lifting Maskara: Double Wear kapatıcıyla birlikte çift taraflı satıldıkları kampanya sırasında almıştım bunu. Elimin en az gittiği maskara bu oldu sanırım. Fakat resimdeki diğer Loreal maskarayla birlikte kullandığımda sonuç çok güzel oluyor.. Verdiği hacmin üstüne, fırçası tek tek ayıran bir ürün geçerseniz tadından yenmez. Kırmızı elbise makyajı yazımda uygulanmış halini görebilirsiniz. Kirpikleri çok iyi belirginleştiriyor, ama bence 93 lira eder mi orası tartışılır.

L'oreal Volume Million Lashes Extra Black Maskara: Bitince üzüldüğüm, başka maskaranın yerini bir türlü dolduramadığı; rengiyle, kıvırmasıyla gönlümün biriciğidir kendisi. Kirpikleri tek tek ayırması ve simsiyah yapması en sevdiğim özelliği. Kirpikleri kıvırmayı vaad etmemesine rağmen, ben kirpik kıvırıcı kullanmadığımda bir eksikliğini hissetmedim. Sürerken fırçayı gözünüze sokmamaya dikkat edin yalnız, kendimden biliyorum. Bu kadar olumlu özellik saydım ama bir kötü özelliği var ki beni deli ediyor; o da bazen göz altlarına bulaşması. Gün içinde dikkat etsem de, bu benim yağlı göz yapımın sonucu oluşan bir durum. Bulaşma yapıyor ama en azından dökülme yapmıyor. Olumlu açıdan bakmakta fayda var.

Sizin, onsuz yapamam dediğiniz bir maskara var mı? Ayrıca drugstore-high end maskara karşılaştırması yapacak olsanız, hangisini seçerdiniz?

Mine facebook / twitter / instagram

Yeni Saçlarıma Merhaba Deyin!

8 Nisan 2015 Çarşamba


"Hayır bunalımda değilim, sadece saçlarımı kestirdim"...

Uzun zamandır aklımda saçlarımı yeniden kestirmek vardı. Bundan üç sene öncesine kadar Victoria Beckham diye tabir ettiğimiz asimetrik bob modelini ben de kullanmıştım, sonra sürekli düzleştirdiğim için saçlarım yıpranıp dökülmeye başlayınca uzatmaya karar verdim. Fakat sorun şu ki; ben saçlarıma şekil vermeye üşeniyorum. Elimden maşa da, düzleştiriciyle dalga yapmak da gelir; ama gelin görün ki vakit ayırmak benim gibi üşengeç biri için büyük bir sorun.

Son zamanlarda yeniden "choppy bob" yani daha kırpık kırpık duran modelin (küçük besleme gibi değil ama), moda olmasıyla, ben de iki ay önce karar verdiğim saçlarımı geçen cumartesi kestirdim. Giderken yanımda beğendiğim resimleri de götürdüm(aşağıya resimleri ekliyorum). Resim götürmekle çok doğru bir karar vermişim çünkü fönüne varana kadar istediğim gibi oldu. Bu modeli kuaförünüze tarif ederken uçları kırpık kırpık duran makasla kesilmiş hacimli bir bob istiyorum diyebilirsiniz.

Ankara'da yaşayıp da kuaförümü merak edenler için: Tunalı'da Ramada'nın olduğu sokağa girdiğinizde sol tarafta kalan Dez Kuaför'e gittim. Bu ikinci gidişimdi ve ikisinde de istediğimin aynısı saçla çıktım. Özellikle Devlet Bey'in saç kesimi muhteşem, her gittiğimde saçlarımı ona teslim ediyorum. Fiyatları merak edenler; bir mahalle kuaförü fıyatı beklemesinler ama bir Makas Ankara kadar da uçuk değil.Saçlarım konusunda zamanında çok kötü tecrübeler yaşadığımdan, kendimi güvendiğim ellere emanet etmek benim için çok önemli.

Giderken götürdüğüm resimler:



Şimdi saçlarımı sadece üst taraflarını maşalayıp deniz tuzu spreyi sıkarak şekillendiriyorum, kurutma süresinin yarıya inmesinden ise bahsetmiyorum bile :)
Bu ara benim gibi saç kestirecek olan ya da aklına belli bir model takılan var mı peki?
Mine facebook / twitter / instagram

Nude Ruj Alternatifi: Gül Kurusu

6 Nisan 2015 Pazartesi

nude lipsticks dusty rose

Çoğumuzun aklına nude ruj deyince; ölü gibi duran renkler ya da illa şeftali tonlarında olması gerektiği gelir. Peki; eğer, biz nude ruju gözlerimize dikkat çeken bir makyaj yaptığımızda, dudakları doğal tutmak için sürüyorsak ve herkesin de dudak rengi farklı olduğuna göre; neden acaba herkesle aynı nude rengi arıyoruz? Etrafımdaki çoğu kişi ben aradığım nude ruju bulamıyorum diye yakınıyor. Sorun belki de yanlış tonlarda ruj aramalarından kaynaklanıyor.

Kendi adıma konuşmam gerekirse kahve tonları ya da yavru ağzı renkleri bana pek gitmiyor, ben de onun yerine gül kurusunu tercih ediyorum. Bugün de hala tenine uygun rengi bulamamış olanlar ve benim gibi arada kalmışlar için 3 farklı ruj önermek istedim:

Essence-All About Cupcake (53): Bi ara bunu almayanı dövüyorlardı. Bu rujun en beğendiğim özelliği reçel gibi kokusu ve yumuşak sürümü. Gün içinde sıkça tazelemek gerekiyor, kalıcılığı mükemmel değil. Zaten yapısı da mat olmadığı için yüksek kalıcılık beklemek yanlış olur. Bazen hiçbir şey sürmediğim günlerde ya da "no makeup makeup" yaptığım zamanlarda da sürüyorum.

Rimmel London Apocalips Lip Laquer-Celestial (101): Eğer opaklığı olan sıvı rujları seviyorsanız bu tam size göre. Ben bir kat sürüp fazlasını peçeteyle alıp ikinci katı sürüyorum, sonra tekrar peçeyle geçiyorum. Böylece o yapış yapış hissi önlemiş oluyorum. Kalıcılığı çok iyi, bu seriden fuşya rengi bir başka ruju daha kullanıyorum o da mükemmel hatta şu yazımda okuyabilirsiniz.

Essence-Love Me (13): Essence'in siyah kapaklı serisine bayılıyorum, bu seriden 3 ruj daha almıştım. Opaklığı çok iyi ve kapta gördüğünüz rengin bire bir aynısını veriyor. Her rujda olduğu gibi altına lip balm sürerseniz daha iyi sonuç verir. Genelde gittiğim standda da en çok bu rujları karıştırılmış buluyorum, bence sadece bu rengi değil bu seriden gördüğünüz, beğendiğiniz diğer renkleri de deneyin.

Sizin en sevdiğiniz renk hangisi, aradığınız nude rengi bulabildiniz mi?

Mine facebook / twitter / instagram

Kıskançlıktan Çatlayan Kurabiye

3 Nisan 2015 Cuma


Pazarı kendime yemek yapma günü ilan ettiğimden beri, mutfağa daha sistematik bir şekilde girmeye başladım. Pazarları, yemek dışında bir de tatlı yapma huyu edindim. Bunun sebebi artık hazır aldığım bisküvilerden ve kurabiyelerden tat almamaya başlamam ve evde daha ekonomik bir çözüm aramam. İşte en sık yaptığım şeylerden birisi de bu kurabiyeler. Kendileri annemden büyük bir onay alarak listeye adını altın harflerle yazdırdı. Hatta annem benimkinden daha iyi olmuş bile dedi! Ben de bu kolay tarifi sizinle paylaşmak istedim :)

Malzemeler: 250 gr. tereyağı(oda sıcaklığında, hatta mümkünse küçük parçalara ayırın ki yoğurması kolay olsun), 1 çay bardağı pudra şekeri, 1 yumurta, 1 çorba kaşığı(ya da canınız ne kadar isterse) kakao,1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilin, aldığı kadar un.

Tereyağı, pudra şekeri ve yumurtayı iyice yumuşayana kadar yoğurun. Bunu için büyük mikser de kullanabilirsiniz ama elinizin sıcaklığıyla yağ daha kolay yumuşuyor. Sonra kakao, vanilin ve kabarta tozunu ekleyin. Kıvamı iyice sıvı olan bu karışıma yavaş yavaş un ekleyip yoğurmaya devam edin. Un yağla bütünleştikçe hamur da toparlanacak ve yumuşak bir kıvama gelecek. Burda dikkat etmeniz gereken iyice yoğurmanız, unu yavaş yavaş eklemeniz ve hamurun kıvamını sertleşitirmemeniz. Hamur toparlandıktan sonra fırını 180 dereceye ayarlayın ve önceden fırını ısıtın. Ondan sonra yağlı kağıt serdiğiniz bir tepsiye yuvarlak toplar halinde dizin.15-20 dakika kurabiyelerin pişmeleri için yeterli olacaktır. Fırından çıkartıp soğumaya bırakın.

Bon Appétit/Afiyet olsun, kan olsun, can olsun!
(Bu arada isterseniz çikolata dozunu artırıp damla çikolata da ekleyebilirsiniz, mükemmel olur!)


Mine facebook / twitter / instagram

3 Marka 3 Nemlendirici

1 Nisan 2015 Çarşamba


Herhalde kendime uygununu bulabildiğim en zor ürün nemlendiricidir. Karma ve hassas olan cildimi kusturmayacak, ama aynı zamanda yeterince nem verecek bir ürünün bulabilmem yıllarımı aldı. Cilt bakımıyla ilgilenmeye-araştrımaya başlayana, yani 19 yaşıma kadar Nivea'nın nemlendiricilerini kullanırdım, ki bunlar da el-vücut kremiydi, sonra acaba neden sivilce çıkıyor cildimde diye düşünürdüm...

Gel zaman git zaman yüz için bağımsız nemlendiricilerin olduğunu keşfettim ve öğrenci bütçemle alabildiğim Garnier'den tutun da Diadermine'e kadar çoğu nemlendiriciyi denedim. Fakat bir türlü cildime uyanını bulamadım. Kimi reaksiyon gösterdi, kimi hiç etki etmedi. O günden sonra anladım ki ben paraya kıyıp adam akıllı bir şey almadıkça benim cildim iflah olmayacak. Çünkü nemlendirici cilt bakımında son adım olduğu için etkileri bir yüz temizleme jeline göre daha fazla gözlemleniyor. Şu an elimde kalan son üç nemlendiriciyi de sizin için yorumlayıp, merak edenlere fikir vermek istedim.

Kiehl's Ultra Facial Cream:Geçen sene Armada'daki açılışına gittiğimde almıştım. Şuradaki yazımda dediklerim hala geçerli. İlk kullandığımda havanın sıcak olduğu zamanlara denk geldiği için ağır gelmişti. Sonra bu kış yine denediğimde cildim herhangi bir reaksiyon göstermedi, ama tekrar alacağım bir ürün değil. Karma değil kuru ciltlilere uyabilecek bir ürün.

Nuxe Creme Prodigieuse Enrichie: Bu nemlendiriciyi, klasik eczane ziyaretlerimden birinde, oradaki görevli önermişti. Asıl amacım bir nem maskesi almaktı, bu da her ne kadar cildi stresin etkilerinden koruyan bir nemlendirici olsa da, bana nem maskesi olarak da kullanabileceğimi söylemişlerdi. Ben de bazen nemlendirici olarak bazen de nem maskesi olarak kullandım. Kokusu her Nuxe ürünü gibi mükemmel, cildimde sivilceye de sebep olmadı ama yine de nem maskesi alacaksam bir dahakine farklı bir şey denemek istiyorum. Cildi kuru, yorgun olan ve antioksidan özellikli bir ürün arayanlara denemelerini öneririm.

La Roche Posay Toleriane:Yabancıların "Holy Grail" diye tabir ettiği, olmazsa olmazım dediğim nemlendiricim işte bu. Kış için bu versiyonunu yaz için de daha hafif yapılı versiyonu olan Fluide'i kullanıyorum. Kokusu neredeyse hiç yok ve LRP'nin içeriklerine gözüm kapalı güvendiğim için elimin altından eksik etmiyorum. Hiçbir şekilde cildinizi yormayan, kusma yapmayan bir ürün. Havalar biraz daha ısınınca hafif yapılısını yeniden alacağım. Şimdilik aradığımı buldum, uzunca bir süre de rutinimi bozmayacağım.

Bunların dışında Bioderma'nın da iki farklı nemlendiricisini kullandım, ama onların da etkileri tatmin edici değildi. Siz aradığınız nemlendiriciyi buldunuz mu? Kullanıp da pişman oldum-kimseye tavsiye etmem dediklerinizi de yazın mutlaka!

Mine facebook / twitter / instagram